Anasayfa > Sağlık > Ses Kısılmalarının Başlıca Nedenleri

Ses Kısılmalarının Başlıca Nedenleri

Şarkı sesinin oluşması sırasında bir çok sorunla karşılaşılır; bunların tümü birbirleriyle ilişkilidir ve eş zamanlı olarak değerlendirilip düzeltilmelidirler. Aşağıda sıralanan sorunlar, eğitimi ve deneyimi ne olursa olsun ses sanatçılarında sık görülürler ve değişik şarkıcılarda farklı sıklıklarda ortaya çıkarlar.

1- KÖTÜ POSTÜR: Ses üretiminde vücudun uygun pozisyonda bulunması çok önemlidir. Postür problemleri arasında;göğüs kafesinin içe doğru çökmesi ile birlikte başın boyun ile birlikte aşağı doğru çökmesi, başın geriye doğru kasıldığı sıkı duruş hali sayılabilir. Her iki durumda da tüm vücudu kapsayan bir gerilim durumu oluşur. İyi bir postür geliştirebilmek için kişinin kinestetik duyarlılığını geliştiren Hatha yoga veya Alexander tekniği gibi fiziksel disiplinlerin yardımı olabilir.

2- KÖTÜ NEFES ALMA VE UYGUNSUZ NEFES DESTEĞİ: Bazı deneyimsiz vokalistler hava açlığı çeker görünürler ve klavikuler sığ nefes alma yöntemini uygularlar. Bunun yanı sıra eğitimli şarkıcılar esas olarak diafragmatik nefes alma paternini kullanırlar; bu yöntemde alt sırt ve karın bölgesi kasları da istemli olarak diafragmanın aşağı inmesi hareketin eşlik ederler. Nefes akımı fonasyon işlemi için kullanıldığı esnada larenks içinde çok az bir gerilim bulunmalıdır. Bazen sesin şiddetini (projeksiyonunu) yükseltmek için deneyimli bir şarkıcı hava akımı desteğini artırarak hava akımını bir anlamda ittirebilir; ancak bu ekstra efor, istenmeyen harmonikleri oluşturarak ses kalitesini olumsuz etkileyebilir. Uygunsuz nefes desteği terimi ile vokal foldları hareket ettiren hava akımının etkin bir şekilde regüle edilememesi anlaşılır. Bu problem bir çok ses bozukluğu tablosunda vardır; hastalar akciğerlerindeki hava miktarı azalmış durumda iken konuşma eğilimi gösterirler. BU nedenle sesin volümünü ve perdesini sürdürebilmek için artmış bir güç gerektiğinden kas gerilimleri ortaya çıkar.

3- SERT GLOTTAL ATAK VE ASPİRASYON ATAĞI: Bir atak (ya da sanatçılar için daha uygun bir terimle başlangıç), fonasyonun başlaması ile ile oluşur. Bazı şarkıcılar (olasılıkla uygunsuz konuşma alışkanlıklarına bağlı olarak) çok sert bir glottal atak kullanırlar; bu esnada vokal foldların
çok sıkı bir şekilde kapanmaları (hiperadduksiyon) söz konusudur. Set bir glottal atağın alışkanlık halinde sürekli kullanım sonucunda vokal fold nodülleri ortaya çıkabilir. Bu durumun tersi bir durum ise; aspirasyon atağıdır; burada fonasyon öncesinde aşırı miktarlarda hava salıverilir.Bu tip ataklarda vokal fold hasarı nadiren oluşmakla birlikte esasen ses tonunun nefesli bir hal almasına neden olur; bu teknik ser bir glottal atağı düzeltmek için bazen kullanılabilir.

4- UYGUNSUZ TON KALİTESİ: Bir şarkıcının ses tonunun tanımlamak için şarkıcılar arasında yaygın olarak bir çok terim kullanılır; bunlara örnek olarak temiz, zengin, rezonant, parlak, koyu, kaba, ince, nefesli ve burundan gibi ifadeler verilebilir. Her ne kadar iyi bir ton ile ifade edilen şey oldukça subjektif ise de, şarkı söyleme tarzına ve dinleyicinin tercihine göre genellikle temiz (ekstra gürültüler içermeyen) ve rezonant (harmonik parsiyeller açısından zengin) olarak tanımlanan bir ses sağlıklı olarak nitelendirilir ve projeksiyon için mikrofona gerek duyulmadan yeterli şiddete sahiptir. Opera şarkıcılarında eğitimle 2500-3000 Hz civarında akustik rezonansı olan bir ses geliştirilebilir; bu ses ile büyük bir konser salonunda bile tüm orkestranın ürettiği sesin önüne geçebilecek bir projeksiyon elde edilir. Ancak başka tür şarkı söyleme stilleri için, amplifikasyonunun kullanılması ile sanatçı akustik olarak daha az etkin bir vokal ton kullanma yoluna gidebilir; örneğin nefesli bir ton dinleyiciler tarafından daha çekici olarak algılanabilir, hatta Louis Armstrong’ un kullandığı band vokal sesi gibi kaba bir ton bile sanatçının kendine özgü ses rengini oluşturabilir.

5-PERDE GENİŞLİĞİNİN KISITLANMASI, REGISTER GEÇİSLERİNDE ZORLANMA: Tüm şarkıcı seslerinin optimal bir perde genişliği vardır. Tipik olarak eğitimsiz seslerin perde genişliği eğitimli şarkıcılara göre daha dardır, bunun nedeni register geliştirmede yetersizliktir. Register terimi ile, vokal fold vibrasyonu, glottis ve pharynx biçimi ve ilişkili hava basıncının benzer mekanik hareketleri tarafından oluşturulan bir seri tonlar kastedilmektedir. Bazı sık register tanımlamaları arasında; baş registeri, göğüs registeri, falsetto vb yer alır. Şarkı söyleme sırasında bir registerden diğerine geçiş gereklidir; bu geçişlerden herbiri bir passaggio (pasajyolu) olarak adlandırılır. Nefes desteği ile birlikte olacak şekilde larenks kaslarının koordinasyonunun yapılamaması sonucu register kırılmaları olarak adlandırılan ve esasen bir ses kalitesinden diğerine bariz geçişler olarak tanımlanabilen ses bozuklukları ortaya çıkabilir. Eğitimsiz erkek seslerinde ve bazı kadın seslerinde üst perdeler sınırında falsetto/kafa sesine kırılmalar ortaya çıkar. Şarkı söyleme stili ne olursa olsun, ideal olan registerler arası yumuşak bir geçiştir.

6- FLEKSİBİLİTE YOKLUĞU, ÜRETME KOLAYLIĞI, DAYANIKLILIK: Geleneksel
18.-19 yüzyıl ses eğitimi olan bel canto (güzel şarkı söyleme) metodu vokal fleksibilitenin vurgulanmasına önem verir; buna örnek olarak şarkıcının hızlı skalalar ve arpeggiolar yapabilme yeteneği verilebilir. Virtuöz bir teknik; mükemmel bir işitsel algılama yeteneğinin yanı sıra, çok fazla bir hava akımını enerjik bir diafragmatik destek ile koordine etme ve temiz ve resonant bir ses kalitesine sahip olmaya dayanır. Vokal eğitimde hızlı melodik pasajların kullanılması ile, artmış vokal dayanıklılığı sağlayan relakse ancak vital bir sesin üretilmesine yardım edilir.
7- KÖTÜ ARTİKÜLASYON: Çene, dudak, damak gibi artikülatör organlarda aşırı gerilim ile heceleme sesin tonal üretimini olumsuz etkiler. Artikülasyon problemleri ayrıca şarkıcıların bazı konuşma alışkanlıklarını şarkı söylemeye taşıması ile de ortaya çıkabilir. Şarkı içindeki ünlü seslerin uzun süreli olması hecelemede modifikasyon yapılmasını gerektirir; buna örnek olarak yüksek soprano sesindeki bazı ünlülerin artmış açılması veya ilk ünlünün uzatılması verilebilir. Yeterli farenks açıklığını sağlayarak en iyi rezonansı elde etmek için, geriye kıvrımlı (retrofleks) ve yumuşak damak tarafından üretilen (velar) ünsüzlerin (amerikan ingilizcesindeki r ve l gibi) dikkatli bir şekilde modifiye edilmesi gerekir. Ayrıca nazal (burunsal) ünsüzlerin (m,n,ng) daha belirginleşmesi yumuşak damağın nisbeten hareketsizleşmesine (katılaşmasına) yol açarak istenmeyen bir ton oluşmasına neden olabilir.

8- DİSİPLİNSİZLİK, UYUM YOKLUĞU: Her atletin bildiği gibi, optimal gelişim ve performans için düzenli pratik yapma kaçınılmaz bir gereksinimdir. Ancak şarkıcıların da disiplinli çalışma gereği olduğu bazen göz ardı edilebilmektedir. Ayrıca bazı artistik kaygılar nedeniyle vokal teknik gelişimi konusunda eğiticilerin verdiği öğüt ve yöntemlere uyumsuzluk ortaya çıkabilir. Öğreticinin öğütleri ile şarkıcının kendi fikirleri ve çalışma alışkanlıkları çelişirse; şarkıcı daha fazla çalışma, daha fazla bir performans ortaya koyma, ya da daha basitçe çok yoğun bir pratik içine girme gibi
bir tutum alabilir. Şarkıcının pratik ve performans programı duyarlı ve yapıcı olmalı ve hem eğitmen hem de öğrenci tarafından onaylanmalıdır.

9- KÖTÜ SAĞLIK VE HİJYEN, VOKAL KÖTÜ KULLANIM: Şarkı söylemenin temel fiziksel gereksinimleri arasında; optimum sağlık, performans öncesinde yeterli bir istirahat, aereobik egsersizler, uygun bir beslenme ve alkol kullanımı düzeyi ve sigaranın kesinlikle bırakılması yer alır. Meslek hayatının başındaki bazı şan öğrencileri seslerini çeşitli ortamlarda zorlayarak, alkol kullanarak ve spor etkinliklerinde yüksek sesle bağırarak ses sağlıklarının sınırlarını test ederler. Bir çok şarkıcı sesleri konusunda dikkatli olmakla birlikte, kötü bir konuşma tekniği kullanarak seslerini kötü kullanırlar; buna örnek olarak Bogart- Bacall Sendromu verilebilir. Sık yolculuğa çıkan profesyonel şarkıcılar sıklıkla uyku ve beslenme düzenlerinde değişikliklerle karşılaşırlar, örneğin bu bağlamda şarkıcıların gürültülü ve kuru bir ortam olan uçak içinde fazla konuşmaktan kaçınmaları önerilir.Kuru ve tozlu konser salonlarında performans ortaya koyma ya da duman yoğunluğu içindeki klüplerde şarkı söyleme sonucu vokal yorgunluk ve enfeksiyon riski artar. Basit bir soğuk algınlığı veya alerji, vokal foldları ödemli iken performansta bulunmak zorunda olan
bir profesyonel şarkıcı için çok daha ciddi bir anlam taşır. İyi bir ses hijyeni, iyi yolculuk alışkanlıkları, ve enstrumanını en iyi şekilde kullanma (iyi bir değer yargısı), her şarkıcının önemli sorumlulukları arasında yer almalıdır.

10- KÖTÜ BENLİK İMAJI, KENDİNE GÜVEN EKSİKLİĞİ: Her ne kadar bir çok şarkıcı sağlıklı bir egoya sahip olur görünmekte ve prima donna tavırları olarak nelendirilebilen agressif davranışlar sergileyebilmekte ise de; bu tip davranışlar genellikle anksiete ve/veya güvensizlik durumlarını örtmek için geliştirilen davranışlardır. En başarılı sanatçılarda bile küçük bir değişiklik (örneğin sınırlı bir ödem) sonrasında anlık ses kayıpları ortaya çıkabildiğinden, şarkıcılar genellikle kolayca zarar görebilecekleri narin bir durumda olduklarını düşünürler. Vokal performansın nasıl olacağının önceden kestirilememesine karşın, tekrarlayan performanslar ve öz benliğin bilincine varılması ile giderek bir güven hali ortaya çıkar.

BOGART-BACALL SENDROMU: Düşük perdeli bir konuşma sesine sahip olan profesyonel ses kullanıcılarında karşılaşılan bir durumdur ( Humprey Bogart ve Lauren Bacall’ın konuşma seslerinini kalın olması nedeniyle bu ad verilmiştir). Bu kişiler şarkı söyleme sırasında alışkın oldukları düşük frekanslı konuşma temel frekansını (habitüel frekans) kullanırlar; bu tip bir düşük frekanslı ve nisbeten etkinliği az olan bir şarkı söyleme pratiği sonucunda ekstralarengeal kaslarda gerginliğe bağlı bir ses kısıklığı tablosu ortaya çıkar. Çoğu kişinin çok düşük perdeli bir konuşma sesini kullanmak için oldukça fazla bir çaba harcaması gerekir. Ancak çoğunlukla da
bir problem ortaya çıkana dek ne kadar fazla bir çaba harcandığının farkına varılmaz.. Modern toplumda düşük frekanslı bir konuşma sesinin otoriteyi temsil ettiği, daha sofistike olduğu ve kulağa daha hoş geldiği görüşü hakimdir; öyle ki düşük frekanslı rezonan bir ses tonu profesyonel ses kullanıcıları için iş bulmada bir avantaj olarak kabul edilmektedir. Genellikle kişi bilinçdışı etkiler nedeniyle düşük frekanslı bir konuşma temel frekansı kullanma eğilimi gösterir; bu durum iş yaşamında erkeklerde yarış içinde olma gereğini fazlaca benimseyen kadınlarda daha sık görülür. BBS’ da görülen tek problem düşük bir ses perdesi değildir; konuşma sırasında yetersiz nefes desteği ve fiberoptik muayenede görülen artmış larengeal kas gerilimi de genellikle birlikte bulunan diğer sorunlardır. BBS’ da görülen form Tip III Kas Gerilim Disfonisi olarak bilinir; bu formda tipik olarak bir anteroposterior (önden arkaya) yönde bir larenks kasılması vardır, arytenoid kıkırdaklar epiglottisin köküne doğru çekilmiş bir konumda yer alırlar; yani muayene
ile vokal foldların posterior yarımları yada daha fazlası görülemez. Özetle BBS şu üç bulgunun bir arada olması ile karakterizedir; çok düşük perdeli bir konuşma sesi, yetersiz bir nefes desteği, Tip III Kas Gerilim Disfonisi. Bu tabloda ses tedavisi ile nefes akımının kontrolu artırılmaya çalışılır ve alışkın olunan konuşma fundamental frekansın değiştirilmesine çalışılır. Sadece hastanın dikkatinin soruna çekilmesi ile bile daha optimal ve etkin bir habitüel konuşma frekansı elde edilebilir. Bazı hastalarda ise bu tip bir perde değişimini sağlamak çok zor olabilir ve uzun süreli ses tedavisi gerekebilir.

Özetle öneriler şu şekilde sıralanabilir:

-Sesinizi performans öncesinde ısıtın
-Postürünüze dikkat edin
-Nefesinizi iyi kullanın
-Uygun partisyonu söyleyin
-Sesinizi fazla kullanmayın
-Artikülasyonunuzun doğru olmasına dikkat edin
-Fazla konuşmaktan kaçının
-Kendinize dikkat edin
-Ses dersleri alın

SES NEDEN ISITILMALIDIR: Şarkı söyleme sırasında sanatsal disiplinin yanı sıra atletik disiplin de gereklidir; her sporcunun da bildiği gibi optimal bir performans için efektif bir ısıtma vazgeçilmezdir. Sesin ısıtılması ile kişi hem fizyolojik hem de psikolojik olarak kendini performansa hazırlar.

ISITMA İÇİN ZAMAN AYIRILMALIDIR: İdeal koşullarda bu ısıtma işlemi aceleye getirilmemelidir; ses üretiminde görev alan bir çok kasın giderek gevşemesini ve koordinasyonunu sağlayacak kadar yeterli zamanı içermelidir. Sesin ısıtılması rahatlatıcı bir masaj gibi hoşa giden bir işlev olmalıdır. Ancak sıklıkla çoğu şarkıcılar partisyonunu gözden geçirmek gibi bir çok başka işi de aynı anda yaparken alelacele seslerini ısıtmaya çalışırlar. Zaman kısıtlılığının yarattığı fiziksel ve mental gerilim nedeniyle ısıtma işlemi zorlaşır, genellikle etkisiz kalır bazen de arzu edilenin tam tersi bir etki doğurabilir.

ISITMA İŞLEMİ: Şarkıcıların çoğu kendi emosyonel, fiziksel ve mental durumlarına göre değişebilen çeşitli ısıtma protokolleri geliştirirler; ancak ısıtma işleminde bir standardizasyona uyulması daha uygundur. Çoğunlukla ısıtma işlemine tüm vücudu ısıtan ılımlı bir fiziksel egsersiz ile başlanır (Stretching, Yoga, Tai Chi). Bu genel ısıtma işlemi ile ses üretimini olumsuz etkileyebilecek kas geriliminin ortadan kaldırılmasının yanı sıra, sesein iyi bir şekilde desteklenmesi için gerekli bir koşul olan derin soluk alma da uyarılır. Uygun egsersizler ile çene, dil, dudak ve yumuşak damak kaslarından oluşan artikülasyon kasları gevşetilebilir ve aynı zamanda şarkıcının nefes verme sırasındaki hava akımını aktive etmesi kolaylaştırılabilir. En uygun olan vokalizasyona sesin genişliğinin ortalarından başlamak ve daha sonra tedricen daha yüksek ve daha alçak olan perdelere geçmektir. Yüksek notalarda ses telleri daha hızlı hareket ettiği için daha fazla hava akımı ve daha artmış bir pharynx (yutak) boşluğuna gereksinim vardır. Düşük notalarda ise vokal foldlar daha kalın bir
şekil alırlar ve daha ağır titreşirler; pes perdelerde de uygun destek gereklidir. Perdenin tiz ve pes ekstremlerinde şarkı söylemek larenks kaslarında zorlanmaya yol açarak istenmeyen zararlı kas gerilimlerine yol açar. Bu nedenle ses iyice ısıtılmadan ektrem tiz ve peslerden kaçınılmak akılcı bir yaklaşımdır. Vokal traktın sayısız olası konfigürasyonlar alabileceği göz önünde bulundurulduğunda, rezonant bir ses tonu geliştirme işleminin süreklilik ve devamlılık göstermesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
En son olarak, ısıtma sırasında vokal register geçişleri test edilmelidir. Göğüs registeri (daha ağır larengeal ayarlama gerektirir) ile kafa registerini (daha hafif larengeal ayarlama gerektirir) harmanlayan egsersizlerin sonucunda giderek düzgün bir passagio oluşur ve bu da vokal spektrumun an altından en üstüne dek tümünü içeren bir skaladır.

PERFORMANS SONRASI: Bir maraton koşucusunun uzun bir mesafe koştuktan sonra kaslarını germek ve masajla yumuşatmak için gerekli zamanı ayırmasına benzer şekilde, şarkıcılar da performans sonrası ses tellerini yumuşatıcı egserziler yapmalıdırlar (örneğin ‘’ oo’’ sesini çıkartarak). Vokal foldların kalın vibratuar kitlelerinin yarattığı larengeal gerilimi ortadan kaldırmak için kafa registerinde (falsetto) şarkı söylemek yararlıdır, bu registerde vokal foldlar gerilir ve uzarlar. Artikulatuar kasları konuşma olmadan bile yeniden gevşetmek oldukça yararlıdır. Çeneye masaj yaparak çiğneme kaslarını, boyun ve omuz masajı ile bu bölgedeki kasları (özellikle trapez kasını) gevşetmek şarkıcıyı rahatlatır.

About these ads
  1. doganosman
    19 Haziran 2010, 17:52

    İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz ‘merhaba’ deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

    Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzun-salar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajla-I n ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişle-P rimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

    Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

    Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.
    Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile ‘P’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkarıyorlar.

    Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.
    İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir

    Seslerin Sınıflandırılması

    Ses sanatçıların işlenmiş ve yerleşmiş sesleri bir takım sınıflara ayrılır. Aynı sınıftaki sesleri birbirine benzeyen tarafları olur. Bu benzeyişler genişlik, renk ve hareketlilik bakımlarından olabilir. Her ses bağlı olduğu ses sınıfında olması gereken ses genişliğine, renge ve özelliklere sahip olmalıdır..

    Seslerin Sınıflandırılması
    Bu sınıflan genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

    Erkek seslerinde bas, bariton, tenor. Bu gruplarda bir takım ikinci derecede gruplara ayrılırlar.Saadet tkesus’un ‘Ses Eğitimi ve Korunması” adlı eserinde ses sınırlan aşağıdaki şekillerde belirlenmiştir.

    Bas: En kalın erkek sesidir. Bas proford, basbuffo ve yüksek bas olarak üçe ayrılırlar.

    Bas profond: Sesin rengi çok koyu, volümlü, pesleri kuvvetlidir. Çoğunlukla sahnede ciddi dramatik roller söylerler.

    Bas buffo: Renk bakımından daha az zengindirler. Bas profond kadar kuvvetli değilse de ondan daha hareketlidir.
    Oyun operalarının parlondoloranı, koleratuarlannı kolayca söyleyebilirler. Hemen her zaman komik rollerde kullanılır.

    Yüksek bas: Pesleri diğer baslardan daha zayıftır. Buna karşı tizleri parlak ve rahattır. Baritona yaklaşan sınır partilerinde bol tizleri olan bas partilerinde başarı gösterirler.

    BARİTON: Orta kalınlıktaki erkek sesidir. 0 da üçe ayrılır.

    -Dramatik bariton: Renk bakımından yüksek bası andırır. Kuvvetli ve dramatik gücü olan bir sestir. Karakter rollerinde, kahramanlık operalarında çok kabul gören bir sestir.

    -Lyrik bariton: Renk bakımından dramatik tenora yaklaşır, yumuşak tizleri, parlar, dramatik baritondan daha hareketli bir sestir.

    -Legger bariton: Lyrik baritondan daha hareketli, daha hafif daha çok tenora benzeyen bir baritondur. Fazla agilite isteyen İtalyan operalarında (Rossini, Donizetti) sik sık kullanılır

    TENOR: Erkeklerde az rastlandığı için çok makbul bir ses cinsidir. Eğitimi çok dikkat ve sabır isteyen bir sestir. Özelliklerine göre çeşitli sınıflara ayrılır

    Dramatik tenor (THelden tenor): Kahramanlık tenoru da denilen bu sesin genişliği ve rengi hemen hemen iyrik baritona benzer Çok dayanıklılık ise kuvvet isteyen Wagner operalarının hemen bütün önemli tenor partileri bu sesler için yazılmıştır. En iyi dramatik tenorlara İsveç ve Norveçliler arasında rastlanır.

    Lyrik tenor: Rengi daha aydınlık ve daha yumuşak olan (Iyrik tenor hemen bütün İtalyan operalarının baş erkek rollerini elinde tutar ve tizlerinin parlaklığı ile belirir.

    Legger tenor: Üçlü do’nun üzerindeki reye kadar çıkan bu hafif tenorlar kuvvetli olmaktan çok hareketlidirler. Oratoryolarda eski oyun operalarında (Rossini, Donizetti) sık sık görülürler.

    Buffo tenor: Legger tenor karakterinde. komik rollere pek uyan bir ses cinsidir.

    Kadın seslerini de üç ana gruba bölme yerinde olur. Kontralto, mezzosoprano,soprano

    KONTRALTO: En kalın kadın sesidir ve çok az bulunur. Peslerde erkek sesine benzer. Rengi koyu ve sıcaktır. Oratoryo ve sahne kontraltosu diye ikiye ayrılır. Eğitimi en zor kadın sesidir.

    Oratoryo Korıtraltosu: Özel olarak eski eserlerin icrasında kullanılan çok renkli, çok zengin kuvvetli ve ağır bir sestir.

    Sahne kontraltosu: Renkli kuvvetli, dramatik etkiye sahip bir sestir. Karakter rollerinde görülür.

    Genç dramatik soprano: Yüksek dramatik sopranodan daha yumuşak bir karaktere ve daha aydınlık bir renge sahiptir. Daha hareketlidir. Hemen bütün İtalyan operalarındaki kahraman kadın tipleri bu seslere verilmiştir.

    Lyrik soprano: En çok rastlanan soprano cinsidir. Yumuşaklığı ve tizlerinin berraklığı başlıca özellikleridir.

    Koleratür Soprano: En ince sopranodur. Gırtlağın olağanüstü hareketliliğiyle birer ses cambazı gibidirler. Dramatik veya iyrik olurlar. Dramatik koleratuarlar, ses ustalığının yanı sıra zengin bir renk ve ses kuvvetine sahiptirler.
    “Gayet az rastlanan makbul bir ses cinsidir. Küçük koleratur seslerine de koleratur subret denir. Oyun operalarında, operetlerde önemli roller alırlar”

    Nefes ve Teknikleri
    Nefes İyi şarkı söyleyebilmek ve iyi konuşabilmek için, her şeyden önce doğru nefes alıp vermesini öğrenmek gerekir. Şarkı söyleyen kişi, ciğerlerine en çok hava dolduracak şekilde nefes almalıdır…
    Ses Sanatçılarında Ses Bozukluklarının Nedeni
    Bu nefes bizi rahat hale getirmediği, yumuşak ve kaynaşan bir sesin oluşumuna elverişli olmadığı için şarkı söylerken kullanamayız.
    (Jimnastik nefesi) Bu nefes, havanın daha çok ciğerlerin üst yarısında toplananıdır. Bu tür nefes, bilindiği gibi beden eğitimi çalışmalarında kullanılan nefestir. Kalbe daha fazla yük Olduğu ve göğüs boşluğundaki rezonansı önlediği için şarkı söylemeye fazla elverişli değildir.. Havayı, kalbi sıkıştıracak şekilde ve hançeresinin pek yakınına topladığı için yorucu ve tehlikeli bir nefes alış şeklidir. Ayrıca bu nefesle alınan hava, diğer nefes alış şekillerine göre, ciğerlere dolan havadan daha azdır.
    Çiçek koklar gibi, havayı ciğerlerimizin en derin köşelerine doldurmaya çalışırken, karnımızı dışarı doğru itersek diyafram nefesini elde ederiz. Nefes verirken de, karnımızı hafifçe içeri doğru çekerek, diyaframımızı çalıştırmış oluruz.
    Doğru diyafram neresi almak için, önce burnumuzdan nefes almalıyız. Diyafram nefesi, yatmakta olan bir insanın doğal nefes alış biçimidir. Sırt üstü yatarken, elimizi karnımızın üzerine koyarsak, bu hareketi rahatlıkla izleyebiliriz. Yatarken çok doğal olan bu nefes, ayakta iken zorlukla ve belirli bir teknikle elde edilir. Bir şarkıcı için diyafram nefesi çok önemlidir.
    Diyafram nefesinde, diyafram kubbelenip düzleşerek, havayı düzeni bir şekilde boşaltır. Bu ritmik hareketi kontrol etmek için, ayakta bir elin avucunu göğsün üst kısmına, diğerini de alt tarafına dayamalıdır. Böylece, diyafram bölgesindeki avucun, hava basıncı ile dışarı doğru itildiği hissedilmelidir.. Bir çiçeği koklarken, hayret ve korku anında, yatarken alınan nefes, doğal diyafram nefesidir. Diyafram nefesi alınırken omuzlar yukarı kaldırılmamalı ve göğüste gözle görülür bir hareket olmamalıdır.
    Diyafram nefesi, daha çok akciğerlerin alt yarısında toplanan ve ciğer uçlarına kadar inerek diyaframla ilişki kuran nefestir. Bu nefes, ses eğitimine en uygun olan nefestir.Diyafram nefesinde hava, diyafram ve ses organının güç birliği şarkı söylememizi kolaylaştırır. Diyafram nefesi, diğer nefeslere oranla, kalbimize fazla yük olmaz. Diyafram nefesi, şarkı söylemek için gerekli olan daha geç, daha düzenli ve istenen basınçta nefes boşaltmaya çok elverişlidir. Bu nefes göğüs boşluğu rezonansını kısıtlamaz
    Nefes egzersizleri başlangıçta baş dönmesi ve yorgunluk yapabilir. Bunda çekinilecek bir şey yoktur. Fazla oksijen almak, insanda sersemlik yapar. Nefes alma- verme süreci sona erdiği zaman, çok kısa bir an bütün kasları gevşeterek , daha verimli yeni bir nefese hazırlanılmalıdır.
    Şarkı söylerken, gereğinden fazla hava vermek, sesin hışırtılı ve havalı çıkmasına neden olur. Her ses için, gerektiği kadar hava harcanmalıdır. Fazla hava kullanmak yüzünden, ses tellerinin kasılmaları ile ses tizleşmeleri ve ses kısılmaları meydana gelir. Bunun için başlangıçta, doğru nefes alma, ölçülü verme ve zamanında gevşemeleri iyi öğrenmek için yaptığı çalışmalar bir şarkıcıyı amacına daha çabuk ulaştırır. Şarkı söylerken, müzik cümlelerinin durumuna göre denetimle veya kaçamak nefes alınır.

    A) DENETİMLİ NEFES: Yavaş, uzun, geniş ve yeterince alınmalıdır. Gereğinden fazla nefes almak ses tellerini sıkıştırır. Denetimli nefes hem ağız hem de burundan alınabilir.

    B) KAÇAMAK NEFES: Çabuk, kısa, geniş ve yeterince alınmalıdır. Kaçamak nefes sadece ağızdan alınır. Bu nefes. gülme, korkma gibi durumlarda karın duvarının kasılması ile oluşur.

    Nefes Çalışmaları
    1- Çiçek koklar gibi nefes almak ve alınan nefesi F veya S konsonu (sessiz harfi) ile boşaltmak. Bu çalışmada çiçek koklar gibi alınan nefes tıslar gibi düzenli bir biçimde boşaltılmalıdır.

    2- Alınan bir tek nefesin, kesik kesik boşaltılması.Bu çalışma nefesin, diyaframla sıkı bir şekilde işbirliği yapmasına yardımcı olacak ve nefes basıncını arttıracaktır. Alınmış bir tek nefes S konsonu kullanılarak kesik kesik verilirken ikinci bir nefes alınmamalıdır. Kesik nefes çalışmalarına, eğiticinin sayacağı her sayıya karşı bir kesik nefes istenmesiyle başlanmalıdır.

    Başlangıçta 5 kesik nefes, birinci yıl çalışmaları sonunda en çok 30 kesik nefese kadar çıkarılmalıdır.. Nefes çalışmalarında kalbimiz, normal nefese oranla daha büyük bir yük altındadır. Tutularak boşaltılan bir nefes esnasında, kalbimizin daha kuvvetli ve sık çarptığını hissederiz. Bu yüzden, bütün nefes çalışmalarının, kalbe fazla yüklenmeden dengeli ve makul sürelerde uygulanması gerekir.

    3- Kesik ve uzun nefes çalışmaları bir arada yapılmalıdır.

    4- Kuvvetli, hafif, kesik ve uzun nefes çalışmaları. Bu çalışmaların amacı kesik ve uzun nefes çalışmalarına kuvvetli ve hafif nefesleri de katarak nüans yapılmasını sağlamaktır.

    5- Büyüyen ve küçülen, kesik ve uzun nefes çalışmaları. Bu çalışmaların amacı, diyafram gücünü ve nefes basıncını arttırmaktır.

    Konuşmada nefes tekniklerinin önemi

    Yaşam sürüp giderken sürekli olarak nefes alıp veririz. Nefes alıp verirken bunu nasıl yaptığımızı düşünmeyiz. Ama topluluk karşısında konuşmalar yapıyorsanız alıştırmalarla nefesinizi geliştirmeniz gerekir. Aslında sesini, dolayısıyla nefesini kullanmak zorunda olan herkes nefes alış verişini kontrol altına alarak, bilinçli bir hareket haline getirmelidir.

    Konuşma yaparken veya şarkı söylerken nefes alış verişinde göz önünde tutulması gereken noktalar şunlardır:

    Nefes:
    1- Derin,
    2- Sık,
    3- Çabuk,
    4- Düzenli,
    5- Yumuşak,
    6- Gürültüsüz alınmalıdır.

    En önemlisi gürültülü nefes alma büyük bir kusurdur. Dinleyiciyi rahatsız eder ve bu halin önüne geçilemezse konuşmacının konuşma kalitesini düşürür.

    Genel olarak burundan nefes alınması gerekse de, konuşmanın en sağlıklı şekilde oluşturulabilmesi ve diksiyonun anlaşılabilmesi için bazen ağızdan nefes almak da gerekebilir. Konuşmacı, konuşma yaparken burundan nefes alacak kadar zaman bulamadığında ve duraklama zamanlarının kısaltılması gerektiğinde sözler seri bir şekilde hızla söylenirken duraksama zamanları kısalır, solunum gittikçe sıklaşır ve o zaman sadece burundan nefes almak yeterli olmaz. Böyle hallerde ağız ve burundan beraber nefes almak gerekir.

    Şarkıcı, oyuncu, öğretmen, sunucu gibi konuşmacılar sözlerini genellikle ayakta söylediği için, bulunduğu pozisyonuna uygun olarak nefesini ayarlamak zorundadırlar. Nefes verirken onu tutumlu kullanmak ve nefesi birden vermemek gerekir ki, uzun cümlelerin sonuna kadar nefesini yetirebilsin, cümlenin anlamını düşürecek yerlerde nefes almak zorunda kalmasın. Bu önemli kurala uyulmadığında, konuşmacılar nefeslerini boşuna harcadıklarından çok çabuk yorulurlar.

    Şaşkınlığı anlatan söze çoğunlukla gürültüsüz bir nefes verdikten sonra başlanır. Bu gülmek için de böyledir. Nefesin bitmesine rağmen o nefesle konuşmaya çalışmak hatalıdır. Söze, nefes vermenin başlangıcında başlamalıdır. Hiçbir zaman nefesin sonuna kadar söz söylenmemelidir. Çünkü nefesle beraber ses de kuvvetini kaybeder ve ses cümlenin sonuna doğru duyulmaz bir hal alır. Kontrollü davranıldığında konuşmacı konuşmanın pek çok yerinde nefes alma fırsatını rahatlıkla bulabilir. Bir cümlenin başındaki söz kadar, sonunda ki sözde yeterli seviyede güçlü ve anlaşılır olmalıdır ve konuşmacı cümle sonlarını iyi ve belirgin söylemeye çalışmalıdır.

    Nefes verme, her zaman eşit ve sarsıntısız olmalıdır. Genellikle heyecan kontrol edilmediğin de ses, kulağa hoş gelmeyen bir vibrasyon kazanarak keçi sesi gibi titreyebilir. Bu ses titremesi nefes yolundaki adalelerin aşırı gerilmesinden kaynaklanır. Bu durum dinleyiciyi son derece rahatsız eder.

    Nefesin alışlardaki sıklık oranı kişinin anlatmak istediği ifadedeki duyguların şiddetine bağlı olarak, sesin yüksekliği ve volümüyle ilgili olarak değişebilir. Konuşurken kaç kez nefes alıp vermek gerekeceğini tam olarak saptamak olanağı yoksa da bunu en az sayıda gerçekleştirmek konuşmanın kalitesini artırır.

    İyi konuşmalar yapabilmek için iyi bir nefes alıp verme tekniğine sahip olmamız kesinlikle gerekir. Sesimiz, dinleyiciye nefesimizle havayı titreştirmemiz sayesinde ulaşır. Eğer nefes basıncı zayıf olursa, ses de zayıf olur. Eğer nefes verirken gereğinden fazla hava çıkışı olursa, bu seferde ses kaslarının tam kapanması sebebiyle net ses çıkması engellenir ve konuşmacı çabuk yorulur. Bu daha çok ses tellerinde nodül oluşmuş konuşmacı ve şarkıcılarda görülür. Eğer nefes alıp verme düzensizse, söz akışı da gereksiz duraksamalar yüzünden anlamsız ve sıkıcı olur. Nefes asında, şarkının veya konuşmanın durak yerlerini işaret eder ve bu esnada konuşmacının dinlenmesini sağlar.
    Zorlu hareketler yaparken ya da spor yaparken nefes kapasitemiz yeterli değilse, çabuk yoruluruz ve daha çok nefes gereksinimi duyarız. Zorlu hareketler yaparken, örneğin koşarken kondisyon denilen beden direncinin nefes kapasitesiyle yakından ilişkisi vardır. Böyle bir durumda konuşmak veya şarkı söylemek zorunda kalırsanız nefesinizi daha idareli kullanmanız ve daha kapasiteli nefesler almanız gerekir. Sesi oluşturan, tonun yoğunluğunu ve sürekliliğini sağlayan şey, nefesinizi kontrol etme becerinizdir.

    Nefes sorunu ülkemizde daha yeni gündeme gelmektedir. Nefes tekniklerinin ne derece gerekli olduğunun farkına yeni, yeni varılmaktadır. Oysa özellikle Doğu ve Uzakdoğu’ya bakacak olursanız nefes biliminin binlerce yıldır gündemde olduğunu görürsünüz. Bu coğrafyada yaşayanlar oluşturdukları nefes kültürüne bağlı olarak, birçok konuda nefes tekniklerinin yardımına başvururlar.

    Nefes alış verişleri konusunda kitleler üzerinde araştırmalar yapıldığında, nerdeyse tümünde yanlış veya eksik nefes alış verişi yapıldığı gözlenmektedir. Konuşmacının en önemli donanımı sesidir. Kendini iyi ifade etmek isteyen herkesin konuşmalarını güzel ve etkileyici bir biçimde gerçekleşebilmesi için sesini en iyi şekilde kullanmasını öğrenmesi gerekir. Nefesiniz yeterli değilse bu yaşamsal gerekliliği elde edemezsiniz. Nefesini gerektiği gibi kullanamayan konuşma ve şarkı söylemede yeterlilik sağlayamaz ve sanatında veya iş hayatında istediği performansı ve buna bağlı olarak başarıyı yakalayamaz.

    Eksik nefes, ya da nefesin yanlış alınması ne demektir?
    Nefes alış verişlerin, diyafram kullanılmadan yalnızca ciğerlerin üst bölgesiyle yapılması, dolayısıyla ciğer kapasitesinin tamamının kullanılamaması demektir. Bunun nedeni nefes alış sırasında, bel ve mide kaslarımızın görevlerini yapmamalarıdır. ”

    Zorlu hareketler yaparken ya da spor yaparken nefes kapasitemiz yeterli değilse, çabuk yoruluruz ve daha çok nefes gereksinimi duyarız. Zorlu hareketler yaparken, örneğin koşarken kondisyon denilen beden direncinin nefes kapasitesiyle yakından ilişkisi vardır. Böyle bir durumda konuşmak veya şarkı söylemek zorunda kalırsanız nefesinizi daha idareli kullanmanız ve daha kapasiteli nefesler almanız gerekir. Sesi oluşturan, tonun yoğunluğunu ve sürekliliğini sağlayan şey, nefesinizi kontrol etme becerinizdir.

    Nefes sorunu ülkemizde daha yeni gündeme gelmektedir. Nefes tekniklerinin ne derece gerekli olduğunun farkına yeni, yeni varılmaktadır. Oysa özellikle Doğu ve Uzakdoğu’ya bakacak olursanız nefes biliminin binlerce yıldır gündemde olduğunu görürsünüz. Bu coğrafyada yaşayanlar oluşturdukları nefes kültürüne bağlı olarak, birçok konuda nefes tekniklerinin yardımına başvururlar.

    Nefes alış verişleri konusunda kitleler üzerinde araştırmalar yapıldığında, nerdeyse tümünde yanlış veya eksik nefes alış verişi yapıldığı gözlenmektedir. Konuşmacının en önemli donanımı sesidir. Kendini iyi ifade etmek isteyen herkesin konuşmalarını güzel ve etkileyici bir biçimde gerçekleşebilmesi için sesini en iyi şekilde kullanmasını öğrenmesi gerekir. Nefesiniz yeterli değilse bu yaşamsal gerekliliği elde edemezsiniz. Nefesini gerektiği gibi kullanamayan konuşma ve şarkı söylemede yeterlilik sağlayamaz ve sanatında veya iş hayatında istediği performansı ve buna bağlı olarak başarıyı yakalayamaz.

    Eksik nefes, ya da nefesin yanlış alınması ne demektir?
    Nefes alış verişlerin, diyafram kullanılmadan yalnızca ciğerlerin üst bölgesiyle yapılması, dolayısıyla ciğer kapasitesinin tamamının kullanılamaması demektir. Bunun nedeni nefes alış sırasında, bel ve mide kaslarımızın görevlerini yapmamalarıdır.

    Nefesin yanlış alınıp, yanlış kullanılması konuşma açısından çok önemli sorunlar doğurur. Nefesimizi doğru alıp, doğru bir biçimde kullanamıyorsak tonsuz, yavan bir ses çıkar ağzımızdan. Bu duygusuz bir sestir. Bu cılız bir sestir. Hele bir de gergin bir bedene sahipsek, özellikle gırtlak, omuz ve boyun kaslarımızda gerginlik varsa, güzel ve rahat bir ton asla elde edemeyiz. Kasların gerilip gevşemesi nedeniyle, nefes sese dönüşmeden önce, sayısız değişikliklere uğrar. Ses ve nefesin dengeli bir biçimde kullanılabilmesi için, kasların gergin olmaması gerekir. Gerginlik ses ve nefes dengesini engeller. Bu engellemede nefesin, dolayısıyla sesin bozulmasına neden olur.

    Konuşurken nefes ne zaman alınır?
    Nefes, cümle başında alınır. Eğer, cümle uzunsa, anlamı bölmeyecek bir virgülden sonra alınır. Nefes alma bilincinden habersiz isek, nefesi bize otonom sinir sistemimiz aldırır. Bu durumda kontrol elimizde olmadığından belirsizlik ve düzensizlik ve nefesin yanlış kullanımı nedeniyle pek çok konuşma sorunu yaşanır.

    Örneğin cümleye başladınız ve cümleyi bitirecek nefesiniz var ama kontrolsüz ve anlamsız bir şekilde cümlenin ortasında nefes alabilir, cümlenin anlamını bozabilirsiniz. Sizi dinleyen kişi, anlamı toparlayana kadar siz ikinci cümleye geçersiniz, kişi ikinci cümlenin anlamını toparlayana kadar siz üçüncü cümleye geçersiniz, belki de üçüncü cümlenin de ortasında da gereksiz bir nefes alıp anlamı daha da zorlaştırırsınız. Böylece sizi dinleyen kişiyle sizin aranızda amansız bir yarış başlar. Dinleyen kişi, cümle anlamlarını derleyip toparlamakta güçlük çekeceğinden kısa zamanda yorulacak ve sizi dinlemekten vazgeçecektir.

    Nefesin yanlış alınıp, yanlış kullanılması konuşma açısından çok önemli sorunlar doğurur. Nefesimizi doğru alıp, doğru bir biçimde kullanamıyorsak tonsuz, yavan bir ses çıkar ağzımızdan. Bu duygusuz bir sestir. Bu cılız bir sestir. Hele bir de gergin bir bedene sahipsek, özellikle gırtlak, omuz ve boyun kaslarımızda gerginlik varsa, güzel ve rahat bir ton asla elde edemeyiz. Kasların gerilip gevşemesi nedeniyle, nefes sese dönüşmeden önce, sayısız değişikliklere uğrar. Ses ve nefesin dengeli bir biçimde kullanılabilmesi için, kasların gergin olmaması gerekir. Gerginlik ses ve nefes dengesini engeller. Bu engellemede nefesin, dolayısıyla sesin bozulmasına neden olur.

    Konuşurken nefes ne zaman alınır?
    Nefes, cümle başında alınır. Eğer, cümle uzunsa, anlamı bölmeyecek bir virgülden sonra alınır. Nefes alma bilincinden habersiz isek, nefesi bize otonom sinir sistemimiz aldırır. Bu durumda kontrol elimizde olmadığından belirsizlik ve düzensizlik ve nefesin yanlış kullanımı nedeniyle pek çok konuşma sorunu yaşanır.

    Örneğin cümleye başladınız ve cümleyi bitirecek nefesiniz var ama kontrolsüz ve anlamsız bir şekilde cümlenin ortasında nefes alabilir, cümlenin anlamını bozabilirsiniz. Sizi dinleyen kişi, anlamı toparlayana kadar siz ikinci cümleye geçersiniz, kişi ikinci cümlenin anlamını toparlayana kadar siz üçüncü cümleye geçersiniz, belki de üçüncü cümlenin de ortasında da gereksiz bir nefes alıp anlamı daha da zorlaştırırsınız. Böylece sizi dinleyen kişiyle sizin aranızda amansız bir yarış başlar. Dinleyen kişi, cümle anlamlarını derleyip toparlamakta güçlük çekeceğinden kısa zamanda yorulacak ve sizi dinlemekten vazgeçecektir.

    Bir başka kontrolsüzlük örneği;
    Konuşmanın içinde yeni bir cümleye başladınız ama, cümleyi başında nefes almayı unuttuğunuz için cümleyi bitirecek yeterli nefesiniz yok. Nefes almadığınız için cümlenin sonuna doğru nefesiniz tükenir ve sesiniz duyulmaz olur.. Yani, cümlenin son bir ya da iki sözcüğünü söylememiş olursunuz. Oysa Türkçe de cümle sonları çok önemlidir. Çünkü yüklem, yani eylem cümlenin sonundadır. Oturdun mu? Geldin mi? Gittin mi? vs…gibi. Cümlenin sonunda nefesiniz tükendiğinde son kelimeyi söyleyemez veya duyuramazsanız cümlenin anlamı yok olur.

  2. doganosman
    19 Haziran 2010, 17:52

    Mikrofon ve Sahne Kullanma

    Acaba mikrofon nasıl tutulur? Ses tonunuza uygun en iyi ayar nasıl yapılacak.Tesisattan gelen çığlık sesi yani feedback nasıl önlenir. En önemlisi sahnede nasıl durulur?

    Hepsi bir araya gelince zorlaşmaya başlıyor..

    Mikrofonda Tonlama ve Potans ayarları ;
    Öncelikle mikrofon tutma ve mesafeden bahsedelim. Mikrofonla şarkı söylerken sesimizin tıpkı egzersizlerde olduğu gibi duyulur ve söylediğimiz sözlerin anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle herşeyden önce mikrofonunuzun sesi sizinle beraber çalacak orkestradan düşük olmamalıdır.Ancak bu sesinizin orkestradan katbekat yüksek olacağı anlamına da gelmemelidir. Her enstrüman ve vokalin duyulabildiği bir denge bu konuda önemli bir sonuç olmalıdır.

    Aslında bir müzisyenin bu kadar şeyi bilmesi gereklimidir diye düşünebilirsiniz. Maalesef ülkemizde birçok müzik yapılan yerde tesisat ayarlarını yapan sahne yanındaki kişiler (bu kişiler kendilerine tonmayster da derler) konuda bilgi sahibi değildir. Kulaktan dolma ve kaliteli müzik dinletme seviyesine ulaşamayacak seviyede bilgileri olduğundan, sahne yaşantımızda bunun sık sık sıkıntısını duyduk. Ve kendi sesimizi tonlamayı tıpkı enstrumanlardaki gibi öğrenmek zorunda kaldık. Eğer bu işi yapmak istiyorsanız sizde her an bu durumlarla karşılaşabilirsiniz. O nedenle umarız ki şarkı söylediğiniz yerde iyi bir tonmaysterle karşılaşırsınız ya da ilerde yetişecek kaliteli tonmaysterlerle bu sorunlar düzelecek diyelim ve öğrenmeye devam edelim.

    1-Mikrofonda ton ayarları yaparken öncelikle ses renginize uygun yapıda ayar gerekir. Basit ve genel olarak kullanılan bir mikserde her kanalda Bas,mid ve tiz ses ayarları vardır.

    2-Eğer Tenor veya Soprano iseniz ; bas potansını orta seviyenin 1 kademe altında tutup mid potansını orta seviyenin 1-2 kademe yukarısına ve tiz (high) potans ayarlarını da orta seviyenin 3-4 kademe ilersine getirtmenizi öneririz. Bu ayarlar sizin doğal ses renginize yakın bir tını verdirecektir.

    3-Eğer Bariton veya Mezosoprano iseniz : bas potansı orta seviye veya 1-2 kademe üzerinde.Mid frekansı ortanın 1-2 kademe üzerinde tiz potansı ise ortanın 2-3 kademe yukarısında olabilir.

    4-Bas ve Alto sesler için ise : Basları güzel duyurabilecek bir ayar doyurucu olacaktır. Bas potansı orta kademenin 1-2 üstünde .Mid potansı orta seviyede ve tiz potansı da ortanın 2-3 kademe üzerinde iyi bir sonuç verecektir.

    Mikrofon Tutma Teknikleri :
    Şarkı söylerken mikrofon kullanmak çok önemlidir. Eğer şarkıda tizleşmeniz ve aynı zamanda sesinizi kuvvetli kullanmanız gereken bir yerde mikrofonu dudaklarınıza yapıştırırsanız sadece koca bir gürültüyle karşılaşırsınız. Ve uzun süreler çıkarmaya çalıştığınız o ses bir anda size zarar verici bir hale dönüşür.

    1-Mikrofonla şarkı söylerken mikrofona hiçbirzaman çok yakın olmayın.
    Ve tesisatta ses ayarınız yapılırken de sakın mikrofonu dudaklarınıza yakın bir şekilde tutmayın, mikrofonu dudaklarınıza yapıştırmayın. Mutlaka arada 3-5 parmak civarı bir mesafe olsun. Bu şekilde belli harflerin (sert ünsüzler) ve güçlü seslerin patlamasını engellemiş olursunuz. Ve daha rahat şarkı söylersiniz.

    2-Mikrofonla şarkı söylerken sesinizi göstermekten korkmayın.
    Yapacağınız tüm özel gırtlak ve ses hareketleri veya nameleri mikrofonu üç parmak mesafeden uzaklaştırmadan yapın. Yoksa bu sesler duyulmayacaktır. Kalın sesleri duyurmakta zorluk çekiyorsanız. En fazla iki parmağa kadar mikrofonu yaklaştırabilirsiniz. Şu asla unutulmamalıdır ki iyi eğitim almış bir ses için kalın sesleri iyi duyuramama gibi bir sorun olmayacaktır. Kuvvetli sesleri verirken ise beş parmak mesafeye kadar mikrofonu uzaklaştırın. Tabii bu söylenenler.İyi bir ses ayarının yapıldığı yerlerde başarılı sonuç verecektir.

    3-Mikrofonda şarkı söylerken; mikrofonu ses alan ön yuvarlak bölümü ağzınıza paralel olarak gelecek şekilde tutmaya dikkat edin bu sayede daha iyi ve daha fazla ses alacaktır. Eğer mikrofonu hareket ettiriyorsanız aynı dik mesafeyi koruyarak baş ve ağzınızı da aynı yönde paralellik bozulmayacak şekilde bir konumla hareket ettirin.

    4-Ses ayarlarının iyi yapılmadığı bir yerde sahne almayın.
    Bu sesiniz için hiç sağlıklı olmayacaktır. Çabuk yorulma ve ses hastalıklarına yakalanmanızı mikrofon geciktirmez ve engellemez. Eğer yine de böyle bir yerde sahne almak zorundaysanız yine de ses ayarlarını bu şekilde yaptırmanızı öneririz. Hiçbir şekilde sesiniz ne çok önde,yüksek ne de çok geride,düşük seviyede duyulmamalıdır.

    Hangi Mikrofon :
    Kablolu ve kablosuz tarzda birçok firmanın mikrofonları müzik yapılan yerlerde kullanılıyor. Ancak genel olarak kullanılan ve iyi sonuç veren mikrofonlardan önereceğimiz Shure modelleridir. Genelde birçok müzik mekanında olan ve iyi sonuç veren bir mikrofondur. Bunun dışında ortalama eğlence yerlerinde pek iyi mikrofonlar olduğu da söylenemez. Eğer bulabiliyorsanız shure’dan şaşmayın deriz. Hem enstrüman hem de ses için kullanılan Shure SM58 modeli epey yaygındır.

    Sahnede Nasıl durmalı :
    …Tabii ki bu konu sahnede olan herkes için oldukça zorlayıcıdır. Sahnede durmak herkes tarafından görülmek izlenmek anlamına da geleceğinden en doğru duruş sizi güvende hissettirecek aynı zamanda seyircide de beğeni uyandıracaktır. Tabii ki her sanatçının kendi söylediği tarza uygun yapıda bir duruşu bulunur. Ancak sahne duruşunda uygulanabilecek en kolay ve başarılı duruş dik olarak durmak, elleri ya sabit bir yerde bağlamak ya da çok fazla hareketli olmayacak şekilde şarkının tarzına uygun hareket ettirmek.

    Bunun dışında şarkıyı söylerken mutlaka seyirciyle göz temasınız olmalıdır. Yani gözler tamamıyla kapalı, kendi kendine şarkı söylemek seyircide olumlu bir etki bırakmayacaktır. Her izleyiciye sanki şarkıyı kendisine söylermişcesine ulaşmalısınız. Sahne sanatları mutlaka karşılıklı etkileşim içerir. Unutmayın ki şarkı söylemek sanki konuşmak gibidir. İyi şarkı söylemek de tıpkı iyi konuşmak gibi inandırıcı, içten ve doğru mimiklerle süslenmiş bir bütün olduğu zaman başarılıdır. Bu da tabiiki uzun bir eğitim ve tecrübeye ihtiyaç duyar..

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: